‘Göç ve Ortak Geleceğimiz’ Sempozyumu Tüm Sunumlar –İZLE

0
273

AKADDER tarafından yapılan ‘Göç ve Ortak Geleceğimiz’ Sempozyumunun tüm sunumları video haberimizde:

22-23 Nisan tarihlerinde AKADDER tarafından Ankara’da yapılan “Göç ve Ortak Geleceğimiz” Sempozyumunun selamlama konuşmalarını ve katılımcıların sunduğu tebliğlerin tamamının videolarını haberimizde bulabilirsiniz.

Haberin sonuna sonuç bildirisi de eklenmiştir.

 

Selamlama Konuşmaları ve AKADDER Başkanı Rabia Aldemir’in Konuşması

“Göç ve Ortak Geleceğimiz” Sempozyumunda; Feyza Yaşar, Mimberşam Derneği Kadın Komisyonu Başkanı Nadya Cuma, Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Üyesi  Salih Akverdi, Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz gibi isimler selamlama konuşması yaptı.

Selamlama konuşmalarından sonra AKADDER Başkanı Rabia Aldemir “Birlikte Yaşama ve Anadolu İrfanı” başlıklı bir sunum yaptı.

 

1. Oturum: Muhacir ve Mülteci Arasında Göç

Moderatörlüğünü Dr. Murtaza Yetiş’in yaptığı 1. oturumda;

Prof. Dr. Ayşe Gürcan, Prof. Dr. Muhittin Ataman, Dr. Havva Sula ve Gazeteci Yazar Ayşe Böhürler sunum yaptı.

 

2.  Oturum: Algılar ve Gerçekler Arasında Terör

Moderatörlüğünü Metin Kaya’nın yaptığı 2. oturumda;

Güvenlik analisti Necdet Özçelik, Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tekin, STK Temsilcisi Murat Urğun ve Emine Uçak Erdoğan sunum yaptı.

 

3. Oturum: Gelenekten Geleceğe Birlikte Yaşama

Moderatörlüğünü Doç. Dr. Emel Topçu’nun yaptığı 3. oturumda;

Tarihçi yazar Hüseyin Özhazar, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük, Yrd. Doç. Dr. Fatma Akdokur sunum yaptı.

 

4. Oturum: Göç ve Gelecek

Moderatörlüğünü ASPB Koruyucu ve Önleyici Hizmetler D. Bşk. Hacer Başer’in yaptığı 4. oturumda;

Sosyal Hizmet Uzmanı Esin Tüccar, Yazar Demet Tezcan, Filistinli Aktivist Tagrid Mossa, Anadolu Platformu Suriye Koordinatörü Mahmut Kaçmazer sunum yaptı.

 

 

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir’in Konuşması

4. Oturumun bitmesinden sonra Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir’in yaptığı konuşma:

 

Sonuç Bildirgesi

2011 yılında Suriye’de başlayan savaş, birçok insanı kendi toprağından, şehrinden, evinden, dahası hayata tutunduğu her şeyden kopararak başka ülkelere göç etmeye zorlamıştır. Her bir Suriyeli, tıpkı toprağından koparılmış ve başka topraklarda can bulmaya çalışan bir çiçek gibi hayata tutunmaya çalışıyor.

Yaşanan bu göç dalgasıyla çok sayıda mülteciye kapılarını açan Türkiye, ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmıştır.

Diğer taraftan kendi topraklarımızda terörün tetiklediği iç göç olgusuyla da karşı karşıyayız. Yaşadığımız terör, bu topraklar üzerinde kurduğumuz rüyalara, ideallere doğrudan saldırarak insanları emniyetsiz, sahipsiz bırakmakta ve güvensiz bir ortam oluşturmaktadır.

Yaşanan bu iç ve dış göçle bir kez daha tanıklık ediyoruz ki bu durumdan en çok kadınlar ve çocuklar etkilenmektedir. Göç, yeniden başlamanın bir yolu ve imkânıdır. Kadın, her gittiği yerde yeniden başlamanın, ortak gelecek inşa etmenin en aktif öznesi olmuştur. Zorunlu göçün yaşattığı travmayla birlikte çocukların rehabilite edilmesini, gidilen yerlere uyum sağlamasını, yeni bir gelecek kurgusunun oluşturulmasını da hep kadın üstlenmiştir.

AKADDER olarak, İslam medeniyetinin çağdaş temsilcileri olan bizler, tarihi tecrübemizden tevarüs ettiğimiz birlikte yaşamanın güzelliğini bir kez daha tüm dünyanın dikkatine sunma kararlılığındayız.

Ulus devlet, dün olduğu gibi bugün de bize uymayan bir kavramdır. Devletlerin sınırları olabilir, ama gönüllerin, sivil toplumun sınırları yoktur. Nerede yaşarsak yaşayalım, ayrışmanın üstesinden gelebilmek için ulus devlet zihniyetinden kurtulmamız lazım. Vatandaşlar arasında ayrım gözetilmeksizin insana insan muamelesi yapılmalıdır. İslami ve insani olan yaklaşım budur. Çünkü yeryüzü herkese yetecek kadar geniş, denizler herkesi kucaklayacak kadar engin, Güneş herkesi ısıtacak kadar sıcak…

Sivil toplum, devletin ve milletin menfaatini gözeterek bağımsız bir şekilde hareket ettiğinde anlam kazanır. Bizler, yaşanan bu yıkıma, İslami ve insani duyarlılıkla yaklaşmalı, sivil bir bakış açısıyla bakmalıyız.

Küresel adaletin yeniden tecellisi için nerede bir acı olursa bunun için harekete geçen insanlarız. Ancak sorumlu davrandığımız takdirde Müslüman kimliğimizden söz edebiliriz.

Tarihe takılıp kalarak bugüne ait bir dünya inşa etmek zor. Kendi medeniyet havzamıza dönüp kendi kavramsal altyapımızı oluşturmalıyız.

Bugün burada AKADDER olarak buluşmamızın en temel nedeni; iç ve dış göç mağduru aileler için eğitim, kültür, sosyal uyum, psiko-sosyal destek çalışmaları yapan STK’lar ile bu alandaki araştırmacı, yazar, kanaat önderi ve akademisyenleri buluşturarak bilgi ve tecrübe paylaşımı sağlamaktır. Bu buluşma, kısa ve uzun vadede yeni projeler üreterek daha somut adımlar atmaya, bütün imkânlarımızı seferber ederek yapılan çalışmaları görünür kılmaya vesile olmalıdır.

Ortak gelecek, bizim ellerimizde ve bizim emeklerimizle şekillenecek…