1. Uluslararası Kadın Kongresi İstanbul’da Yapıldı

0
240

Katar merkezli “Eid Charity” yardım kuruluşu, Dünya İslam Konseyi ve Anadolu Kadın ve Aile Derneği’nin (AKADDER) iş birliğinde düzenlenen “1. Uluslararası Kadın Kongresi” İstanbul’da gerçekleştirildi.

Katar merkezli “Eid Charity” yardım kuruluşu, Dünya İslam Konseyi ve Anadolu Kadın ve Aile Derneği’nin (AKADDER) iş birliğinde düzenlenen “1. Uluslararası Kadın Kongresi” 1-2 Nisan’da İstanbul’da yapıldı.

Kadınların insani yardım çalışmalarındaki rolünün ele alındığı konferansın açılışında konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Engelliler Özel Raportörü ve Arap Birliği Genel Sekreteri Özel Temsilcisi Şeyha Hessa Al Sani, “İstatistiklere göre, sığınmacı ve mültecilerin çoğunu kadınlar ile çocuklar oluşturuyor. Bu da insani yardım alanında kadının rolünü önemli kılıyor.” dedi.

Suriye halkının yaşadığı sıkıntılara işaret eden Al Sani, “Dünyanın bir insani felaketle karşı karşıya olduğunu” belirterek, şunları kaydetti:

“İstatistiklere göre, sığınmacı ve mültecilerin çoğunu kadınlar ile çocuklar oluşturuyor. Bu da insani yardım alanında kadının rolünü önemli kılıyor. İnsani yardım çalışmalarında erkeklerin yapamadığı çalışmaların, kadınlar tarafından yürütülmesi gerekiyor” dedi.

Uluslararası sistem derin bir bunalım geçiriyor

Konferansta bir konuşma yapan Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) Başkanı Rabia Aldemir uluslararası sistemin derin bir bunalım yaşadığını vurgulayarak; “Uluslararası sistem derin bir bunalım geçiriyor. Bu bunalımın bir yansıması olarak siyaseten iktisaden, askeri olarak; zayıf halkaları çatışma alanlarına dönüşüyor. Libya, Irak, Mısır, Filistin, Bangladeş ve özellikle Suriye başta gelenlerin bir kısmı…

Yaşanan bu dramları, bu insan hakları ihlallerini çözmesi gereken uluslararası sistem bu çatışmaların maalesef tarafı olmuş durumda. Büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Küresel vicdan can çekişiyor.

En büyük dramı kadınlar ve çocuklar yaşıyor

Savaş bölgelerinde en büyük dramı kadınlar ve çocuklar yaşıyor. Yaşanılan bu dramları aşmak için bir aradayız. Tarihin her döneminde çatışmanın mağdurlarının çabası, örgütlenmesi sorunların çözümüne ciddi katkı yapmıştır. Bu toplantı vesilesi ile yaşanılan adaletsizliklere, haksızlıklara bilinç ve şuur kaybına yeniden umudu, vicdanı ve merhameti aşılamak için bir aradayız.

Biz kadınlar olarak dünyanın neresinde bir acı yaşansa o acıyı kendi acımız bilip onu yüreğimizde hissetmeliyiz. Bu bilinçle çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. Çocuklarımıza öğreteceğimiz en önemli değer ‘adalet, onur ve ahlak’ olmalıdır. Ve öğretmeliyiz ki; yeryüzünde tek kadın veya çocuk zulüm altındaysa hiçbirimiz bulunduğumuz yerde özgür olamayız.

Aklı, vicdanı hür nesiller yetiştirmeliyiz

Aklı, vicdanı hür ve temiz nesiller yetiştirmeliyiz. Modern dünyanın tüm ayrıştırmalarına rağmen inanarak insan için çaba gösteren çalışmalara öncülük etmeliyiz. Birileri sınırlarını korurken bizler insanlığımızı korumalıyız.

Türkiye olarak bu bilinçle Suriyeli kardeşlerimizi dil, din, renk ayrımı yapmaksızın bağrımıza basıyor, acılarına ortak olup, mutlu olacakları günün hayali ile birlikte mücadele ediyoruz. Cerablus bize yarım saat uzaklıkta. Türk ordusu ve ÖSO orayı güvenli hale getirdikten sonra, yardım ekibimizle vakıf olarak hemen oraya gittik.

DEAŞ’ın orayı nasıl cehenneme çevirdiğini, yakılıp yıkılmış okulları, evlerinin çatısında kocaman delikle yaşayan insanlar gördük. 10 yaşından beri okula gitmemiş, şimdi 15 yaşında boyundan büyük bir silahla dolaşan çocuğun ruhuna savaşın açtığı yarayı ne kapatabilirdi ki?

Biz, ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ hadisiyle büyüdük. Tarih kitaplarımız, mezhebinden, soyundan, ırkından, renginden dolayı acı çeken insanların hikâyeleriyle dolu. Biz, inanan güçlü kadınlar olarak, gücümüz yettiğince sessizlerin sesi olalım, güçsüzlere dayanak olalım. Dayanışmanın, örgütlülüğün ve birlikteliğimizin gücüyle… Vicdanı, merhameti, adaleti insanlara öğretelim.

Milliyetimizi, mezhebimizi, rengimizi, dilimizi unutarak sırf insan olduğu için insanlık adına yapılan her şeye destek olalım. Yeryüzü herkese yetecek kadar geniş, Denizler hepimizi kucaklayacak kadar engin, Güneş hepimizi ısıtacak kadar sıcak…” dedi.