AKADDER Van’da “Değerler ve Desenler” Sempozyumu Düzenledi

0
643

Anadolu Kadın ve Aile Derneği’nin (AKADDER) düzenlediği “Değerler ve Desenler” üst başlıklı sempozyum yoğun bir katılımla 21-22 Nisan 2018 tarihlerinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampüsü’nde gerçekleştirildi.

Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER), 21-22 Nisan 2018’de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampüsü’nde “Değerler ve Desenler” üst başlıklı bir sempozyum düzenledi.

2 gün süren sempozyum Hanne Berra Keleş’in okuduğu İnşirah Suresiyle başladı. Keleş’in kısa Kur’an tilavetinden sonra AKADDER’in tanıtım sinevizyonu izlendi. Daha sonra selamlama konuşmalarına geçildi.

Programda AKADDER Yönetim Kurulu Üyesi ve Van temsilcisi Feyza Yaşar, Gökkuşağı Derneği Başkanı Burhan Adalı ve rahmetli Timurtaş Hoca’nın eşi eğitimci yazar Mevlüde Uçar birer selamlama konuşması yaptı.

Daha sonra kürsüye Anadolu Platformu İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz gelerek kısa bir konuşma yaptı. Programa emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasına başlayan Şengöz, “Değerlerimize sahip çıkmak zorundayız. Aile ve kadın çalışmalarında yer alan AKADDER üyelerinin bu değerleri elde etmek, bu değerleri yüceltmek ve bu değerlere sahip çıkmak için uzun yol aldıklarını, yoğun bir şekilde gayret sarf ettiklerini ve ciddi bir şekilde emek verdiklerini görmekteyiz. Bu değerlerimize sahip çıkmanın, bu değerlerimizi yüceltmenin, çekirdek aile yapımızı korumanın ve muhafaza etmenin bizim önceliğimiz olduğunu hepiniz bilmektesiniz. Allah çalışmalarınızı bereketlendirsin” dedi.

Şengöz’ün konuşmasından sonra AKADDER (Anadolu Kadın ve Aile Derneği) Genel Başkanı Rabia Aldemir kürsüye gelerek “İnsanlık Haysiyeti ve Güven İnşası” başlıklı açılış konuşmasını gerçekleştirdi.

Aldemir konuşmasında özetle şunları dile getirdi: ‘‘Elimizde, dünyanın her yerinden okuduğumuz bilgileri, derlediklerimizi birleştirdiğimiz bir ip var.Bu ip İslami hareket… Bu ip ile bizler geç de olsa yerli değerlerimizi de tanıdık. Eric From ile Cihan Aktaş’ı, Seyyid Kutub ile Elmalı’yı, Hamidullah ile Celaleddin Vatandaş’ı, Hayrettin Karaman ile Yusuf el-Karadavi’yi birleştiren ilmekler attık.

Dünyanın değerleri ile bu topraklarda yeşeren değerleri birbiri ile bağlayan bu ilmeklerin akıtılan kan ile kırmızısı, karların altında kalarak beyazı oluşturuldu. Cezaevlerinde ödenen bedellerle bu renkler desenlere dönüştü. Olumsuz tüm söylemlere rağmen; bağımlılık, şiddet ve terörün üstesinden aile merkezli bir yapılanma ile gelebileceğimizi düşünüyoruz.

Sağlıklı yaşamın ve kusursuz olmanın bir paranoyaya dönüştüğü, her türlü ideolojinin davasının bile öne geçemediği, egoizm ve bencilliği artıran bir aile değil bahsettiğimiz.Kadim geleneğimizde var olan ama göz ardı edilen hem doğuda hem de batıda kaybettiğimiz değerleri arıyoruz burada.

Giydirdiği kıyafetlerle, ziyaret ettiği yetimle, dağıttığı erzakla garip gurabanın üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan ya da minnettar bırakan bir anlayış değil, asıl yardıma ve iyiliğe bizim muhtaç olduğumuzu bilen, onların da bize vesile olduğunu bilen bir anlayışı arıyoruz.

Çok yara aldık, çok incindik. İncindiğimiz yer en çok güçlendiğimiz yer olmalı. Öyle bir iple bağlanmalıyız ki kırıldığımız yerden eskisinden daha güçlü, eskisinden daha da kuvvetli olmalı. Bu ülkenin her yerinden gelen bunca yazar, emek veren kadın, Platform’un yönetimi, istişaresi geldik burada selam verdik.

Van’a gelip buranın insanına, halkına, esnafına, gencine, çocuğuna selam vermenin bir değeri ve karşılığı olmalı. Selam ve İslam kuru kuruya barış ve esenlik dilemek değildir. Bu barış ve esenliği insanlığa ulaştırmak için bir çaba ve gayret içerisinde olmak demektir. Ne kadar zorlu süreçten geçersek geçelim bu toplumda hikmet ve aklı selimin yakın gelecekte galip olacağına inanıyoruz.”

1. OTURUM: DÜNDEN BUGÜNE DEĞİŞMEYEN DEĞERLERİMİZ

AKADDER Başkanı Rabia Aldemir’in konuşmasını tamamlamasının ardından “Dünden Bugüne Değişmeyen Değerlerimiz” üst başlıklı 1. oturuma geçildi. Fadime Özkan’ın moderatörlüğünü yaptığı 1. oturumda Ayşen Gürcan “Şahsiyet Sahibi Olmada Esma’nın Yol Gösterciliği”, Gazi Kılıçparlar “Değer Üreten ve Koruyan Bir Ocak: Aile”, Kemal Öztürk ise “Ortak Geleceğin Bugünkü Mimarları: Gençlerin Katkısı” başlıklı birer sunum yaptı.

Ayşen Gürcan Allah’ın esması üzerinden kadim değerlerimizi anlatarak sunumunda şunları dile getirdi: Gürcan, “Değer ve desen ilişkisi için fon figür, teori pratik, somut soyut, iman amel ilişkisi de diyebiliriz. Buradaki asıl soru değerden desene mi yoksa desenden değere mi gideceğimiz sorusudur? Kadim olan bu soru için kutsal kitabımız açık ve net olarak bize bir yöntem sunar. Değerlere ulaşmada bize yol göstermesi için bu değerlerin sahibi Allah’ın Esma’ül Hüsna’sına bakarız” dedi.

Gazi Kılıçparlar ise sunumunda; “Ailemiz bizim gücümüzün merkezindeki konum, bireyin kişiliğinin inşasının başladığı yer ve toplumun yapı taşıdır. Aile denen mefhumu dışarıda bırakarak, mücadele sahasından kimlik ve kişilik olarak geri çekerek koruyamayız. Ailede en önemli husus, paylaşabilen fertler yetiştirebilmektir. Bireyin insan olarak kurduğu en önemli yapıdır aile…” dedi.

Gazeteci yazar Kemal Öztürk ise sunumunda şunları dile getirdi: “Sağlam bir aile yapısı oluşturabilmek için ortak geleceğimiz olan çocuklarımızın daha cesur sorular soran, daha fazla merak eden, daha fazla gezen, daha fazla itiraz eden, daha fazla sorgulayan ve içinde bulunduğu toplumu, ülkeyi ve dünyayı keşfetmeye çalışan çocuklar olarak yetiştirmemiz gerekiyor. Bunu, zihninin tamamını FEÖ, İŞİD, el-Kaide gibi örgütlere teslim eden çocuklardan, ailelerden farkediyorum.

Bu sorunları yaşamamak adına çocuklarımızın büyümeden halletmesi gereken bazı şeyler var. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Çocuklara küçükken Kur’an öğretilmeli, muhakkak bir sanat dalıyla ilgilenmeliler, spor dallarından biriyle meşgul olmalılar, adab-ı muaşeret noktasında iyi eğitilmeliler, meslek seçimi için erken yaşta farkındalık oluşturulmalı, en az bir tane yabancı dil öğrenmeliler, farklı yazarları, kültürleri tanımalılar.”

“Dünden Bugüne Değişmeyen Değerlerimiz” üst başlıklı 1. oturumun tamamlanmasının ardından öğle yemeği ve namaz molası verildi.

2. OTURUM: GÜVENLİ TOPLUMUN KURUCU DEĞERLERİ

Öğle yemeği ve namaz molasının ardından “Güvenli Toplumun Kurucu Değerleri” üst başlıklı 2. oturuma geçildi.

Sema Sancak’ın moderatörlüğünü yaptığı 2. oturumda Muhsin Kızılkaya “Toplumsal Hafızanın İnşasında Ortak Değerler”, Ferhat Kentel “Kapitalizm ile Hemhal Olan Değerler”, Hidayet Şefkatli Tuksal ise “Üretilen Değerler ve Kadının Misyonu” başlıklı birer sunum gerçekleştirdi.

“Geçmişe bakınca ortak hafızamızın sıkıntılı olmasının temelinde dil olduğunu görürüz” diyen Muhsin Kızılkaya şöyle konuştu: “Peki nasıl oldu da dili yasaklanmış olan bir toplum kendi toplumsal hafızasını bu kadar canlı, bu kadar diri tutabildi? Çünkü hafızanın ve devamlılığının oluşumundaki en önemli şey dil ve o dilde ortaya konan birtakım ürünlerdir. Eğer o dilde yaratılan ürünler yoksa hafızanın oluşması da güçleşir.

Toplumsal hafızamızın ortak değerler kısmında farklı dilleri kullanarak aynı ülkede yaşayan insanlar olarak, her türlü kıyıcı uygulamaya, ölüme ve ayrışmaya rağmen biz birbirimizi ötekileştirip düşman görmedik. Bunun sebebi ise ayrı dilleri özgürce konuşup ürünler ortaya koyan ve aynı şarkıyı, şiiri, sanatçıyı sevmemizi sağlayan edebiyatçılarımızdır. Bu toplumsal hafızamızı diri tutan şey anlatıcılardır. Burada bizim yaptığımız gibi…”

Hidayet Şefkatli Tuksal ise şöyle konuştu: “Aile, korumamız gereken bir değerdir. Aile değerimizi ayakta tutan unsurlardan biri ise kadındır. Bizim geleneğimiz, bir taraftan çocukları iyi yetiştirecek bir kadın profiline ihtiyaç duyduğunu söylerken bir taraftan da bunun nasıl yapılacağı konusunda kafası karışıktır. Bu, Osmanlının son döneminde tartışma konusuyken Türkiye’nin kurulmasıyla yeni kadın modelleri ve sorunlar ortaya çıktı.

Elit dediğimiz bir grup okuyup meslek sahibi olurken yeni düzendeki büyük çoğunluk kadının geleneksel korunmuşluğunu ve mahremiyetinin sağlanması için evlerde tutulmaya ve okutulmamaya devam etti.

Kadınlar okutulursa fıtratları bozulur, güçlenir ve erkeklerin otoritesini zayıflatır söylemi çok yaygındı. Ama bir sürü kadın büyük çabalar vererek okudu. Kur’an-ı Kerim’de kadın fıtratına dair bir ayet yoktur, insan fıtratına dair ayetler vardır.

Erkek asıl insan, kadın da onun hayatını kolaylaştırıyor gibi bir algı var. Böyle bir tanımlamaya artık birçok kadın razı gelmiyor. Biz bunu Kur’an’da da göremiyoruz. Her birey bu dünyaya kendi hikâyesini, kendi kulluk serüvenini yaşamak için geldi.”

Ferhat Kentel ise “Kapitalizm İle Hemhal Olan Değerler” başlıklı sunumunda şunları dile getirdi: “Kapitalizmin bize dayattığı değerler bizim kendi değerlerimizi unutturuyor. Birbirimize daha merhametli davranmalıyız. Bizim kimliklerimiz içinde korunakçı bir şeyler var.

‘Batının teknolojisini alalım, kendimizi koruyalım’ deniyor, bu mümkün değil. Travmatik bir topluluğuz, acıklı bir durumdayız. Bu topraklarda yaşayan insanlar olarak müktesebatımız var. Her gelenin eskiden var olanı kovduğu, yeni gelecek olanın da bulunanı kovacak hissiyle yaşadığı gerçeği var. Kendimizle hesaplaşmadığımız için bunları yaşıyoruz. Yüzleşmediğimiz için 15 Temmuz’u yaşadık.

Kamusal ortamlara başörtüsünün girmesini, onların değerlerinin bu ortamlara girmesini toplumsal mücadelelere borçluyuz. Toplumsal mücadeleler olmasaydı bugünkü değerler/desenler oluşmazdı.”

2. oturumun bitmesinin ardından atölye çalışmalarına geçildi. 6 farklı başlık altında atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Akşam yemeği ve namaz molasının ardından müzik ve şiir dinletileri yapıldı.

Sempozyumun birinci günü müzik ve şiir dinletilerinin ardından sona erdi.

3. OTURUM: GEÇMİŞİN İZİNDE GELECEĞİ ARAMAK

“Değerler ve Desenler” Sempozyumunun 3. oturumu 22 Nisan Pazar günü yapıldı. “Geçmişin İzinde Geleceği Aramak” başlıklı 3. oturumun moderatörlüğünü Gazeteci yazar Vahdettin İnce yaptı.

3. oturumda; Mustafa Ekici “Üzerinde Yaşadığımız Toprağın Hakkı (Yerlilik), Yazar Yıldız Ramazanoğlu “İnsanlığın Kurucu Özlerinden Biri: Edebiyat”, Yazar Cihan Aktaş ise “Kent ve Estetik Değerler” başlıklı birer sunum gerçekleştirdi.

3. Oturum, kapanış konuşması ve sonuç bildirgesinin videosu:

3. oturumun tamamlanmasının ardından Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir kürsüye gelerek sempozyumun kapanış konuşmasını gerçekleştirdi. Aldemir, “Yeryüzünde tek kişi dahi özgür değilse biz özgür değiliz” düsturuyla bir araya geldiklerini, makam, mevki, nüfus ve iktidar peşinde koşanlardan olmadıklarını söyledi.

Küresel organizasyonlara karşı yeryüzünün mustazafları, mazlumları ve vicdanlı insanlarının daha büyük bir milletler topluluğunu oluşturma noktasında çaba sarf ettiğini belirten Aldemir, sorunları cesurca konuşmaları gerektiğini, konuşmamaları durumunda başkalarının magazin dergilerine kapak olmayı sürdüreceklerini dile getirdi.

Aldemir, bir düşünce, fikir ve toplumsal hareketlerin taşıyıcı sisteminin edebiyat olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Taşıyıcı sistemleri olmayan yapıların nasıl birbiriyle konuşamadığını bilmekteyiz. Başı sıkışanların derman aramak için geldiği bu topraklarda din diye sıkışık bir yerde kendimizi aramaya çalıştık. Kitaptan, kültürden mahrum kaldık. 28 Şubat’ta ceza evine düştük. Ama her görüşte ailemiz, arkadaşlarımız oradaydı. Aileye dair, İslami harekete dair günlerce, aylarca okuduk. Gördük ki biz bu işleri ailece yapmalıymışız. Bunu birçok büyüğümüz yaşadı. Adana DGM’ye gittiğim her duruşmada aile fertlerimin hepsi benim arkamdaydı. Bu, aslında bu işin yürüyüşünü, serencamını da ortaya koyuyor. Terör örgütlerinin aileyi parçalayarak, çocuğu aileden kopararak bu işleri nasıl çevirdiğini gördük.”

“Önemli olan aileyi korumaktır. Suriyelilerle onun için bugün bir aradayız. Onlar bizim ailemiz. Biz onların akrabalarıyız. Aslında yitirdiğimizi yeniden buluyoruz” diyen Aldemir şöyle devam etti:

“Bunlardan dolayı Anadolu irfanının farklılıkları değer gören, o değerlerden tarihte çok güzel desenler yapan, kimsenin diliyle, kültürüyle, diniyle, yaşam tarzıyla problemi olmayan bir süreci sizlerin yetiştirmesi gerekir yeniden. O nedenle herkesin akıl, nesil, can, mal ve din emniyeti, bin yıla aşkındır bu topraklarda bizlerin, bize fısıldayanların güvencesi altındaydı. Nasıl bir darlığa düştük ki birbirimize yer bulamıyoruz. Tekfircilik, ötekileştirme üzerinden bir sığlık yaşıyoruz. Kurucu değerlerimizle yeniden buluşarak bu çabalarımızı ileriye taşımamız gerekiyor. Birbirimizi bu konuda hayra çağıranlar olmamız gerekir. Bilgi sahibi olmadığımız konularda değil fikir beyan etmek, ahkam keser hale geldik. Deizm tartışmaları da bundan farksızdır.”

Hayatta yer işgal eden değil, yer açan bir dindarlığın, yokluğunda ortaya ciddi bir boşluk çıkan insanlar olmaları gerektiğini vurgulayan Aldemir, bazı değerleri kaybettiklerinde ortaya büyük bir boşluğun çıktığını anlattı. AKADDER olarak bu tür programları şehirlerdeki en “öteki”nin de katılacağı etkinlikler haline getirmeleri gerektiğine dikkati çeken Aldemir şunları kaydetti:

“Bu toprakların ötekisi şeytandır. Farklı düşünenleri şeytanlaştırmayalım. Onlarla oturup müzakerelerle yeniden bir yol arayalım. Uzun yıllar baskı altında tuttuğumuz bir kısım acılarımızı gün yüzüne çıkarmaktan korkmayın. Bir yerimizde yaralı bir Kürt meselesi varsa bunu açıkça konuşalım. Her meselenin içine bunu katmayalım, bununla yüzleşelim. Bunları çözmedikçe bunlar bizim her sözümüzü zehirlediği gibi rüyalarımızı, hayallerimizi de zehirler.

Rüya bir bilinç altıdır. Bu FETÖ denilen vatandaşın bilinç altında peygamberle, Allah ile sorunu var. Hep orayla ilgili rüya görüyor. Kendini bunların yerine koyup onlar adına konuşma yapıyor. Bir bilinç altı aslında, gidip hesaplaşamamış, teslim olamamış. O nedenle onu rüyalar üzerinden anlatıyor.

Yeniden din-akıl ilişkisinin, din-bilim ilişkisinin yeni nesillere anlatılmasına dönük çabalara ihtiyaç var. İtiraz etmeyi, soru sormayı din dışı algılar haline getirmişiz. Biz aklettiğimiz kadar Müslümanız. Akıl yoksa din de İslam da yok. Bu akıl tutulmasında bunu da takva diye bizleri yaşayan meyyitlere dönüştüren bu sapkın din anlayışlarından ümmetin çocuklarını kurtarmamız gerekir.”

Turgay Aldemir’in konuşmasından sonra AKADDER Yönetim Kurulu üyesi Münevver Şanverdi tarafından sonuç bildirisi okundu.

“Değerler ve Desenler” üst başlıklı AKADDER Sempozyumu toplu fotoğraf çekiminin ardından sonra sona erdi.